32 Gigabaytlık Flash Bellek Geliyor
Güney Koreli elektronik devi Samsung, yaptığı bir duyuruda 32 gigabaytlık depolama kapasitesini mümkün kılacak bir flaş bellek geliştirdiğini belirtti.
Müzik çalarlar, telefonlar ve fotoğraf makineleri başta olmak üzere pek çok taşınabilir aygıtın depolama kapasitesini artırması beklenen yeni bellekten faydalanan ürünlerin 2007`de piyasaya çıkması bekleniyor.
NAND ve DRAM bellek piyasasının önde gelen isimlerinden Samsung, yaptığı duyuruda 16 gigabitlik (2 gigabayt) bir NAND flaş bellek geliştirdiğini açıkladı. Önümüzdeki senenin ikinci yarısında 50 nanometrelik üretim teknolojsi kullanılarak seri üretimine başlanacak olan yeni bellek ile 32 Gigabaytlara kadar varan depolama alanına sahip olabilen ürünler geliştirilebilecek.
Samsung giderek kızışan taşınabilir aygıt piyasasında Apple başta olmak üzere pek çok şirket için flaş bellek geliştiriyor. Sabit disklerle karşılaştırıldığında hafiflik ve enerji tasarrufu gibi avantajlara sahip olan flaş bellekler kendilerini en çok müzik çalarlarda, telefonlarda ve dijital fotoğraf makinelerinde gösteriyor.
16 adedinin bir araya getirilmesinin mümkün olduğu yeni bellek ile 8 bin adet MP3 depolayabilen 32 gigabaytlık müzik çalarların önü de açılmış olacak.
Piyasa araştırmaları, tüketiciler arasında daha taşınabilir ve daha güçlü elektronik aygıtlara büyük ölçüde talep bulunduğunu gösteriyor. Bu doğrultuda hareket eden firmalardan birisi olan Apple, geçenlerde flaş bellek tabanlı iPod Nano müzik çaların duyurusunu yapmıştı. iPod Nano, 4 gigabayta kadar veri depolama yeteneğine sahip bulunuyor.
Küresel Isınma Tahminlerin Ötesinde
Bilim insanları, Dünya’nın yüzyıl sonuna dek 1.5 ila 4.5 derece ısınacağını öngörüyor. En kötümser senaryoya göre ise Dünya, 22’inci yüzyıla dek 5.8 derece ısınacak.
İki ayrı bilim ekibinin ulaştığı ortak sonuç; küresel ısınmayla ilgili zamanın daraldığı şeklindeki endişeleri güçlendiriyor. Geçmişteki sıcaklık artış istatistikleri ve son yıllarda artan karbondioksit salınımı göz önüne alınarak oluşturulan yeni model, şimdiye dek yapılan ısı artış tahminlerini revize ediyor. Sonuçta, Dünya daha hızlı ısınıyor.
Çin ve Hindistan ekonomilerinin de gelişmesiyle karbondioksit salınımının iki kat artacağını temel alan son tahminlere göre, küresel sıcaklıklar 1.5 derece ila 4.5 derece arasında yükselecek. Sıcaklıkları artıran iki neden şöyle sıralanıyor; endüstriyel CO2’nin oluşturduğu sera etkisi ve yeryüzündeki buzulların erimesiyle Dünya’nın Güneş ışınlarını yansıtma potansiyelinin düşmesi. Uzmanlar ayrıca, topraktan çıkan karbondiyoksidin de etkisini hesaba kattı.
DOĞAL YOLLARLA KÜRESEL ISINMA Bilim insanları, doğal yollarla ekosistemi karışan karbondioksidin de hesaplanması gerektiğini savunuyor. Bunun için, Dünya’nın jeolojik tarihini inceleyen uzmanlar, küresel sıcaklıkların arttığı dönemlerde CO2 salınımının da arttığını gözlemledi. Soğuk dönemlere girildikçe, karbondioksit salınımı da düşüyor. Uzmanlar, sıcaklıklar arttıkça toprak ve denizlerin daha az karbondioksit depoladığını düşünüyor.
KENDİNİ TETİKLEYEN SÜREÇ Bu teoriye göre, Dünya öngörüldüğü gibi gelecek yıllarda ısındıkça, daha fazla karbondioksit salınacak ve bu yeryüzünü daha da ısıtan bir döngüyü harekete geçirecek. Fabrikalar, evler ve diğer CO2 üreten unsurların gelecek yıllarda daha aktif olacağı varsayılırsa, sera etkisinin algoritmik olarak artacağı sonucuna ulaşılıyor.
Küresel sıcaklıkla karbondioksit salınımı arasındaki ilişkiyi irdelemek için ABD’li University of California-Berkeley ekibi, Antarktika’daki Vostok buzulunun 400 bin yıllık geçmişini inceledi. Avrupalı bir bilim ekibi de geçen bin yıl içinde Kuzey Yarımküre’de etkisini gösteren ‘soğuk dönem’leri incelemeye aldı.
ESKİ TAHMİNLER REVİZYONA UĞRADI İki bilim ekibi de aynı önermeye ulaştı; şimdiye dek yapılan küresel ısınma tahminleri, son öngörünün yüzde 15 ila 75 arasında altında kalıyor. Bu şaşma, sıcaklık tahminlerinde 1.6 derece ila 6 derece arasında bir ısı farkına denk düşüyor.
Farklı coğrafyalar ve farklı dönemlerin incelenmesi, teoremlerin karşılıklı olarak sınanmasına yardımcı oluyor.
KESİN OLMAYAN NOKTALAR VAR Bilim insanları küresel sıcaklıkların nasıl bir seyir alacağını tam olarak kestirmenin mümkün olmadığına işaret ediyor. Tahminlerde dikkat edilen bir husus, geçmişteki süreçlerin gelecekteki süreçlere etkisi.
Örneğin, ormanlar ve denizlerin karbondioksit ile ilişkisi, 100 bin yıl öncesindekiyle aynı mı? Bilim insanları bu sorunun yanıtı yüzde 100 kesinlikle veremiyor. Uzmanlar, yeryüzündeki doğal unsurların karbondioksitle ilişkisinin değiştirecek bir neden olmadığı sürece geçmişe ait verilerin gelecek tahminlerine temel alınabileceğini belirtiyor.
Avrupalı ekibin başkanı Wageningen Üniversitesi uzmanı Marten Scheffer tahminlerini muhafazakar tutarak bu tür sapmaları en aza indirmeyi hedeflediklerini belirtiyor.